Problem Ölçümün Doğruluğunda mı?
Pazarlama kararları için eldeki bilgilerin, araştırmaların ve analizlerin tartışıldığı şahit olduğum bir çok durumda hep rakamların, analizlerin doğruluğunun sorgulandığını gördüm. Özellikle online ölçüm sonuçları sözkonusu olduğunda rakamlara ve ölçümlere güvensizliğin daha da arttığını görüyorum. İster reklamverenin önüne gelen medya planındaki rakamlar olsun, ister bir editörün sorumlu olduğu içeriğin ölçüm sonuçlarına ilişkin “yok canım”lı bakışları düşünüyorum. Terimler, rakamlar, metodlar birbirine karışmış halde. Keşke pazarlama araştırmaları yaparken duyduğumuz “aman biz de öğrenciyken anketörlük yapar, soruları kantinden doldururduk” gibi “ açık bir tutum olsa. Olamıyor çünkü web ölçümlerinin elle tutulamaması ve teknik bir sürü detay içermesinden dolayı üstünü kalın bir belirsizlik sisş kapatmış. Pek çok kişiye göre rakibinin rakamları atmasyon gibi geliken kendi sitesinin ölçümlerinde tuhaf bir düşüklük görüyor.
2001’de Mynet’te Andersen ile ölçüm denetimlerini başlatırken bunu çözmeyi umuyordum. İlk adım olarak “ölçüm süreçlerini” denetlettirip uluslararası standardlara uyduğumuzu göstermek ve ikinci adımda da “rakamlarımızı” da denetlettirme aşamasına gelecektik. Reklam satış önermesi olarak denetim raporumuzu heryerde kullandık. Basın bültenimizi yayınlayan bir sitenin sahibinin bir rakip portalın yöneticisince oldukça sinirli yorumları ile karşılaştığını hatırlıyorum o zamanlar. “Bunlar yalan” demiş. Bunların ötesinde çok ciddi bir etkisi olmadı ölçüm süreci denetimlerinin. 1.5-2 yıl kadar sürdürdüğümüzü hatırlıyorum. Hiçbir zaman İngiltere’deki Abc Electronics ile rakam denetimlerine geçemedik. Doğru rakamları üretmeye çalışmak neredeyse yok sayıldı. Pek çok kez internet ölçümlerinin eksik olmasının online reklamcılığı engellediğine dair geyiklerin o zamanlar pek ciddiye alınmaması gerektiğini anlayamamıştım:)
(devamı…)
